-
1 nicht
değil -
2 nicht
nicht adv değil;es gibt nicht, es ist nicht vorhanden yok;ich weiß (es) nicht bilmiyorum;nicht (ein)mal … bile değil;nicht mehr artık değil ( oder yok);nicht wahr? değil mi?;nicht so … wie kadar/gibi … değil;nicht besser (als) (-den) daha iyi değil;ich (auch) nicht ben (de) değil;(bitte) nicht! (lütfen) (yap)ma veya olmasın! -
3 nicht
nicht [nıçt]I adv değil;mein Vater ist \nicht zu Hause babam evde değil [o yok];\nicht viel später az sonra;\nicht mehr als -den fazla değil;\nicht mehr artık;\nicht einmal bir kere olsun;bestimmt \nicht kesinlikle, hiç mi hiç;\nicht mehr und \nicht weniger als......den ne çok ne az;\nicht nur..., sondern auch... yalnız...,... de;gar \nicht hiç;\nicht doch! yapmayın!, demeyin!;ich glaube \nicht, dass er kommt geleceğine inanmıyorum;ob du willst oder \nicht istesen de istemesen de;bitte \nicht! lütfen yapma!;tu's \nicht yapma;hab ich's \nicht gesagt? demedim mi?;was Sie \nicht sagen! demeyin!;was es \nicht alles gibt! neler neler yok ki!;\nicht einer hat's geschafft biri bile beceremediII part mi;\nicht wahr? değil mi? -
4 keineswegs
keineswegs ['--'-] adves ist \keineswegs so wie Sie denken hiç de düşündüğünüz gibi değil2) ( nicht im geringsten) zerre kadar değil;sie ist \keineswegs dumm katiyen [o hiç de] aptal değildir -
5 auch
auch adv da, de, dahi;ich auch ben de;ich auch nicht ben de değil vs;(sogar) ohne auch nur zu fragen sormadan etmeden;zugestehend wenn auch -se bile;so sehr ich es auch bedaure ne kadar üzülsem de;verallgemeinernd wann auch (immer) (her) ne zaman olursa olsun;wer es auch (immer) sei (her) kim olursa olsun;was er auch (immer) sagt (her) ne derse desin;verstärkend so schlimm ist es auch wieder nicht! o kadar fena da değil yani! -
6 nichts
nichts indef pron hiçbir şey (değil);nichts ahnend hiçbir şeyden habersiz;nichts sagend önemsiz, boş;nichts (anderes) als -den başka bir şey değil;nichts da! çek elini!, sakın ha!;mir nichts, dir nichts durup dururken;so gut wie nichts yok denecek kadar az;weiter nichts? hepsi bu kadar mı?;fam wie nichts çabucak, kolayca -
7 noch
1. adv daha, henüz;noch besser (schlimmer) daha (da) iyi (kötü);noch ein(er) bir … daha;noch (ein)mal bir (kere) daha;noch gestern daha dün;immer noch hâlâ;noch nicht(s) daha değil (hiçbir şey);noch nie daha hiç (değil);noch zwei Stunden iki saat daha;er hat nur noch 10 Mark (Minuten) onun artık sadece 10 markı (dakikası) var/kaldı;(sonst) noch etwas? (daha) başka?;sonst noch Fragen? başka soru var mı?;ich möchte noch etwas (Tee) biraz daha (çay) istiyorum2. konj weder … noch … ne … ne (de) … -
8 sondern
sondern konj: nicht du, sondern ich sen değil, ben;nicht nur teuer, sondern auch schlecht sadece pahalı değil, aynı zamanda kötü de -
9 wenig
1. adj az (sayıdaki)2. indef pron und adv az;wenige pl birkaç;nur wenige sadece birkaç(ı);(in) weniger als -den (daha) az;weniger werden azalmak;am wenigsten en az;wenig begeistert pek hoşnut değil;wenig bekannt az tanınan;er spricht wenig az konuşur;(nur) ein (klein) wenig (sadece) (küçük) bir parça;nichts weniger als kesinlikle değil -
10 auch
1) ( ebenfalls) de;\auch nicht (bu) da değil;\auch gut (bu) da iyi;ich \auch ben de;\auch das noch! bir de bu eksikti!;sowohl... als \auch hem... hem de2) ( sogar) bile;ohne \auch nur zu fragen bir kerecik sormadan bile;\auch wenn es regnen sollte yağmur yağacak olsa bile3) ( tatsächlich)das hat \auch niemand behauptet kimse de böyle bir şeyi iddia etmedi ki4) ( außerdem)nicht nur... sondern \auch yalnızca... değil aynı zamanda;\auch wäre es falsch, zu glauben, dass...... olduğuna inanmak da yanlış olur;\auch das noch! bir de bu eksikti!;wo \auch immer nerede olursa olsun;wie dem \auch sei nasıl olursa olsun;solange ich \auch wartete... ne kadar bekledimse de... -
11 besonders
1) ( außerordentlich) pek;wie geht es dir? — nicht \besonders nasılsın? — pek o kadar iyi değilim;das ist nicht \besonders lustig! bu, pek o kadar komik değil!;das Essen ist nicht \besonders yemek pek ahım şahım bir şey değil2) ( vor allem) özellikle, özel olarak, bilhassa, hele -
12 durchaus
-
13 pur
1) ( rein) saf;\pures Gold som altın;Whisky \pur sek viski;den Whisky \pur trinken viskiyi sek içmekaus \purer Neugierde sırf meraktan;das ist \purer Wahnsinn bu çılgınlıktan başka bir şey değil;ein \purer Zufall sırf bir tesadüf -
14 sondern
sie ist nicht nur schön, \sondern auch klug sadece güzel değil, aynı zamanda akıllı da -
15 übel
übel <übler, am übelsten> ['y:bəl]mir ist \übel içim [o midem] bulanıyor, fena oldum, fenalaştım;mir wird \übel içim [o midem] bulanıyor, fena oluyorum;er ist ein übler Bursche mayası bozuk bir heriftir;nicht \übel ( fam) fena değil [o sayılmaz];das ist gar nicht (so) \übel ( fam) bu hiç de fena değil [o sayılmaz]II adv;\übel dran sein durumu kötü olmak;jdm \übel mitspielen birine fenalık [o kötülük] etmek;das wäre gar nicht so \übel bu hiç de fena olmaz -
16 wahr
nicht \wahr? (öyle) değil mi?, doğru değil mi?;ist das \wahr? gerçekten mi?, sahi mi?;da ist was W\wahres dran ( fam) bunda bir gerçek payı var2) ( wirklich) gerçek, hakiki;etw \wahr machen bir şeyi gerçekleştirmek;er ist ein \wahrer Freund o gerçek bir dosttur;das darf doch nicht \wahr sein ( fam) bu gerçek olamaz;im \wahrsten Sinne des Wortes kelimenin tam anlamıyla;sein \wahres Gesicht zeigen gerçek yüzünü göstermek;seine \wahren Gefühle nicht zeigen/erkennen lassen gerçek duygularını göstermemek/belli etmemek -
17 was
was [vas]I pron ne;\was kostet das? bu kaç para?, bunun fiyatı ne?;\was heißt „Haus“ auf Türkisch? “Haus” Türkçede ne demek?;\was denkst du? ne düşünüyorsun [o diyorsun] ?;\was hast du denn bloß? neyin var ki?;\was weiß ich! ( fam) ben ne bileyim!;\was soll das? bu da ne demek?;\was ist schon dabei? bunda ne var ki?;\was für ein Wagen ist das? nasıl bir araba bu?, bu araba ne?;\was für eine Hitze/ein Glück! ne sıcak/şans!;nicht schlecht, \was? ( fam) fena değil, değil mi?;um \was geht es? söz konusu olay nedir?;\was ist, hast du Lust? ( fam) nasıl, hevesin var mı?;ach \was! ( fam) haydi (canım) sen de!;und \was nicht alles ( fam) ve daha neler nelerII pron şey;das Beste, \was du tun kannst yapabileceğin en iyi şey;( das), \was sie sagt... onun dediği (şey)...;( das), \was mich ärgert, ... beni kızdıran (şey),...;alles, \was du willst istediğin her şey;alles, \was ich habe benim neyim varsa\was ich nicht weiß, macht mich nicht heiß ( fig) göz görmeyince gönül katlanır;hast du \was? bir şeyin mi var?;das ist auch \was bu da bir şeydir;das ist \was anderes bu başka bir şey;na so \was! ( fam) bak şu işe!;so \was Blödes! ( fam) ne aksilik! -
18 weit
weit [vaıt]I adj\weite Kreise der Bevölkerung toplumun geniş çevreleri;das ist ein \weites Feld bu geniş bir alandır;etw \weit öffnen bir şeyi ağzına kadar açmak;\weit herumkommen çok yer gezmek;das W\weite suchen ( geh) tabanları yağlamakin \weiter Ferne çok uzakta;ist es noch \weit? daha uzak mı?;von \weitem uzaktan;\weit entfernt çok uzak;das ist \weit weg ( fam) bu çok uzakta;ich habe es nicht \weit benim için uzak değil4) ( zeitlich)bis Ostern ist es noch \weit paskalyaya kadar daha çok var;das liegt \weit zurück bu çok geride kaldı;bis \weit in den Morgen sabahlara kadar5) bei \weitem besser çok daha iyi;bei \weitem nicht alles hepsi değil;es ist \weit und breit niemand zu sehen ortalıkta in cin yok;\weit gefehlt! ne gezer!;so \weit ( im Allgemeinen) buraya kadar; ( bis jetzt) şimdiye kadar;es ist so \weit oldu;es ist noch nicht so \weit daha olmadı;bist du so \weit? ( fam) hazır mısın?;das geht ( entschieden) zu \weit! bu (kesinlikle) fazla oldu!, bu kadarı da (artık) fazla!;wie \weit bist du mit der Arbeit? çalışman ne aşamada?;\weit hergeholt uydurma, pek inandırıcı olmayan;das ist \weit hergeholt nereden nereye\weit besser çok daha iyi;er ist \weit über sechzig altmışın çok üzerinde;\weit gefehlt! bilemedin!;das ist \weit verbreitet bu çok yaygındır;er ist zu \weit gegangen ( fig) çok ileri gitti, haddini aştı -
19 Welt
dünya, âlem; ( Erde) Dünya;auf der \Welt dünyada;die Welt der Tiere/Pflanzen hayvanlar/bitkiler âlemi;die Welt des Films/Theaters film/tiyatro dünyası;auf die \Welt kommen dünyaya gelmek;aus aller \Welt dünyanın her tarafından;die Alte/Neue/Dritte \Welt Eski/Yeni/Üçüncü Dünya;alle \Welt spricht davon ( fam) dünya âlem onu konuşuyor;vor aller \Welt ( fam) bütün dünyanın gözü önünde;uns trennen \Welten ( fam) aramızda dünya kadar fark var;eine \Welt brach für ihn zusammen ( fam) dünya başına yıkıldı;um nichts in der \Welt ( fam) dünyada;die \Welt nicht mehr verstehen ( fam) feleğini şaşırmak;das ist nicht aus der \Welt ( fam) bu iş burada bitmedi [o kapanmadı];das kostet nicht die \Welt ( fam) bu dünya değil ya, öyle çok para değil;was in aller \Welt hast du dir denn dabei gedacht? ( fam) hangi akla hizmet ederek bunu yaptın?;davon geht die \Welt nicht unter ( fam) bu, dünyanın sonu demek değilki, bununla kıyamet kopmazki;sich von der \Welt zurückziehen dünyadan elini eteğini çekmek;das hat die \Welt noch nicht gesehen! ( fam) bu, dünyada görülmemiş bir şey! -
20 wie
wie [vi:]I adv1) (interrogativ: auf welche Art) nasıl, ne türlü; ( mit welchen Merkmalen) nasıl; ( in welchem Grad) ne derece; ( in welcher Weise) nasıl;\wie geht das? bu nasıl olur [o yapılır] ?;\wie heißt das? bunun adı nedir?;\wie bitte? efendim?;\wie das? bu da nasıl şey?;\wie kommt es, dass...? nasıl oluyor da...?;\wie geht's? nasılsın?;\wie oft? kaç defa?, ne kadar sık?;\wie viel? ne kadar?;\wie alt bist du? kaç yaşındasın?;\wie groß ist es? boyu ne kadar?;\wie teuer ist das? fiyatı ne?;\wie spät ist es? saat kaç?;\wie gefällt es dir? nasıl, hoşuna gitti mi?;\wie war's im Urlaub? iznin nasıl geçti?;\wie wäre es, wenn er auch kommt? o da gelirse nasıl olur?;\wie klug du auch immer sein magst ne kadar akıllı olursan ol;\wie auch immer her neyse;\wie dem auch sei her nasılsa, nasıl olmuşsadie Art, \wie sie spricht konuşma biçimi3) ( Ausruf)\wie schade! ne yazık!;und \wie! ( fam) hem de nasıl!das macht dir Spaß, \wie? hoşuna gidiyor, değil mi?II konj1) ( Vergleich) kadar, gibi;weiß \wie Schnee kar kadar beyaz;ich bin genauso groß \wie du ben seninle aynı boydayım, ben de senin kadar uzunum;das weißt du genauso gut \wie ich sen de bunu benim kadar iyi biliyorsun;er ist so gut \wie blind o, neredeyse kördür;\wie früher eskisi gibi;\wie immer her zamanki gibi;\wie zum Beispiel örneğin;etw \wie seine Westentasche kennen ( fam) bir şeyi avucunun içi gibi bilmekdas ist besser \wie das andere bu ötekinden (daha) iyidir3) ( sowie)einer \wie der andere biri ötekisi gibi;Frauen \wie Männer kadınlar gibi erkekler de4) ( gleichzeitig)\wie er sich umdreht, sieht er den Dieb losrennen arkasına döndüğünde hırsızın kaçtığını görür5) ( mit Objektsatz)ich sah, \wie er das Fenster öffnete pencereyi nasıl açtığını gördüm
См. также в других словарях:
değil — is. Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek… … Çağatay Osmanlı Sözlük
değil mi ki — madem, mademki … Çağatay Osmanlı Sözlük
yenilir yutulur şey değil — 1) yenmeyecek nitelikte olan (yiyecek) 2) hoşa gitmeyen, beğenilmeyen nitelikte olan Kağnı gıcırtısını sineye çekmek zor, bu zıkkım pek yenir yutulur şey değil ki! B. R. Eyuboğlu 3) çok ağır (söz) 4) mec. kendisiyle başa çıkılamayacak durumda… … Çağatay Osmanlı Sözlük
boru değil (veya boru mu bu?) — hlk. azımsanacak, küçümsenecek, önem verilmeyecek şey değil anlamında kullanılan bir söz Gençlik bu, boru değil. A. İlhan … Çağatay Osmanlı Sözlük
akıl işi değil — akla uygun değil, doğru değil anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
el âlemin ağzı torba değil ki büzesin — elin ağzı torba değil ki büzesin … Çağatay Osmanlı Sözlük
herkesin ağzı torba değil ki büzesin — elin ağzı torba değil ki büzesin … Çağatay Osmanlı Sözlük
kabil değil — imkânsız, imkânı yok Şu sırta kadar çıkmazsak kabil değil, faciayı tamamıyla göremezsiniz, diyor. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi? — güçlülük ve yüreklilik yalnızca erkeklerde değil kadınlarda da vardır anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
hiç değil — asla, kesinlikle Küçük tıpkı dedesi. Hiç değil … Çağatay Osmanlı Sözlük
av vuranın değil alanın — bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük